Köşe yazıları

Doç. Dr. Ali Özcan’ın yönetim, davranış ve iş hayatı üzerine kısa yazıları.

Bugünün işini yarına bırak

Erteleyebildiğin kadar ertele. Dün yapman gerekenleri hiç yapma. Yarın yapman gerekenleri de şimdiden düşünme. Plan yapma. Hedef koyma. Kariyerini düşünme. Başarılı olmaya çalışma. Stres yapma. Sorumluluk alma. Mümkünse hiçbir şeyi fazla ciddiye alma.

Gamsız insan uzun yaşar. Azıcık aşım, kaygısız başım değil mi… Herkes daha başarılı olmalıyım diye uykusuz geceler geçirirken sen rahat rahat uyu. Herkes gelecek için plan yaparken sen bugünün kahvesini düşün. Başarı mı? Boşver. Biraz da başarısız olmayı deneyelim. Belki daha huzurludur.

Şaka bir yana… Planlı çalışmak, aslında hayatı daha az stresli hale getirir. Ama planlarımız her zaman istediğimiz gibi sonuçlanmaz. Bazen de yapabileceğimizi yapıp, gerisini hayatın akışına ya da inananların Allah’a bırakması gerekir değil mi… Çünkü her şeyi kontrol etmeye çalışmak da insanı yoruyor.

Planlı Davranış Teorisi

Planlı Davranış Teorisi’ne göre bir davranışın ortaya çıkmasında temel unsur davranışsal niyettir. Niyeti ise üç temel faktör etkiler: tutum (bu davranışı yapmak iyi ve faydalı), öznel norm (çevremdeki insanlar bu davranışı yapmamı bekliyor ve destekliyor) ve algılanan davranışsal kontrol (bu davranışı gerçekleştirebilecek bilgiye, yeteneğe ve imkâna sahibim).

O halde belki de herhangi bir işte başarı elde etmek için niyetiniz olmalı, yapacağınız şeyi faydalı bulmalısınız, çevrenizde sizi destekleyen insanlar olmalı ve o işi yapabilecek bilgi, yetenek ve imkâna sahip olmalısınız.

Kaynakların rekabet avantajı

Önemli olan yalnızca hangi kaynaklara sahip olduğunuz değil, bu kaynakların rakipler tarafından kolayca kopyalanamayacak olmasıdır. Yani her kaynak rekabet avantajı yaratmaz: değerli, nadir, taklit edilmesi zor ve ikamesi zor olmalıdır.

Bir kaynak bu özelliklere ne kadar fazla sahipse, işletmeye sürdürülebilir rekabet avantajı sağlama ihtimali o kadar yüksektir.

Sosyal Öğrenme Teorisi

Bir çalışan yeni fikir önerdiğinde takdir edilir ve ödüllendirilirse ve diğer çalışanlar bunu görürse, demek ki burada yeni fikir üretmek ödüllendiriliyor düşüncesi yayılabilir.

Yönetici toplantılarda fikirleri dinliyor, yaratıcı önerileri ödüllendiriyor ve hata yapan çalışanı küçük düşürmüyorsa çalışanlar şunu öğrenir: burada fikir söylemek değerli ve güvenli. Yönetici sürekli eleştiriyor ve farklı fikirleri cezalandırıyorsa çalışanlar birbirlerini gözlemleyerek burada fazla konuşmamak gerekir sonucuna ulaşır.

Sosyal Öğrenme Teorisi, Albert Bandura tarafından geliştirilen ve insanların yalnızca kendi deneyimleriyle değil, başkalarını gözlemleyerek de öğrendiğini savunan teoridir.

Amaçlarla yönetim

İyi yönetilen kurumlarda amaçlar birbirinin alternatifi değil, birbirinin tamamlayıcısıdır. Şirket kazandığında yönetici, yönetici kazandığında çalışan kazanıyorsa (para, itibar, makam vs.), bireysel çıkarlar ile örgütsel amaçlar aynı doğrultuda buluşur.

Çünkü sürdürülebilir örgütsel başarı, bir tarafın kazanıp diğerinin kaybetmesine değil, herkesin aynı başarıdan pay aldığı bir sistem kurmaya bağlıdır.